Fatih Terim Kendisine mi Güvenmiyor? Yoksa Takımına mı?

fatih-terim-kendisine-mi-guvenmiyor-yoksa-takimina-mi

 Fatih Terim kendisine mi güvenmiyor? Yoksa takımına mı? Galatasaray ve Fatih Terim ile alakalı en başta sorulması gereken bu. Fatih Terim’in atak, cesur futbolu herkesin malumu. 1996-2000 yılı arasında fark takımın sırrı buydu. Ancak Terim, uzun bir süredir, hem Milli Takım’da, hem de Galatasaray’da sürekli top çevirerek, oyundan kaçan bir anlayışa sahip.

Fatih Terim Kendisine mi Güvenmiyor? Yoksa Takımına mı?

Bir futbol takımın en temel hedefi rakip kaleye gitmektir. Hazırlık pasının amacı da budur. Peki Fatih Terim’in oyun anlayışındaki paslar neyi amaçlıyor? Hazırlık pası mı? Peki madem hazırlık pası ise, Galatasaray’ın tüm ‘hazırlık pasları’ neden kaleci Muslera’da son buluyor! Bu işte bir yanlışlık yok mu?

Galatasaray Oyun Oynamalı

Fatih Terim, başında olduğu takımları, (Milli Takım ve Galatasaray) neden oyundan kaçırıyor? Şampiyona meydan okumuş ve ne yapacağını bilmeyen zayıf bir boksörün oyundan kaçması misali, Galatasaray’ın oyundan kaçmasına tanık oluyoruz. Üstelik , sarı kırmızılı takım kendisinden daha zayıf ekiplerle oynarken de yine oyundan kaçıyor. Söz gelimi, bu kaçınma davranışını, Barcelona, Juventus, Real Madrid, Bayern Münih gibi takımlar karşısında bir yere kadar anlayabiliriz. Galatasaray kalibresinde bir takım, oyundan kaçacaksa şayet, ancak rakipler bunlar ise normal sayılabilir. Galatasaray oyun oynamalı.  Tabii bunu en iyi Terim, bilir. Ya da bilir’di.

Fatih Terim Sonuca Ulaşmayan Paslara Sığınıyor

Rahmetli Cem Karaca’nın bir şarkısında, “ yol dediğin yol gibi ulaşmalı bir yere. Biz dön baba dönüyoz, varıyoz, aynı yere.” sözlerini sanki Terim’in oyu anlayışı için söylemiş. Paslar bir atak, ya da atak organizasyonu için değil; topun rakibe geçmemesi adına yapılıyor.

Terim, adeta geçmişini inkar edercesine, hiçbir sonuca ulaşmayan paslara sığınıyor. Galatasaray’ın hazırlık pasları kaleci Muslera’da bitiyor.

Merak ettiğim ise şu, Galatasaray futbol oynayacak mı? Yoksa hep topa % 60-70 oranında sahip olup, stoperler arası paslaşmayı sahaya sürmeye devam mı edecek?

İlgili Makale  Fenerbahçe Gerçek Kimliğine Kavuştu..!

Fatih Terim’i Barcelona Mahvetti

Dünya Barcelona ile beraber, sahanın her yerinde maksimum pas yaparak, Messi’nin bitiriciliğine dayalı yeni bir oyun modeli ile tanıştı. Bu oyunda sadece Messi değil, aynı zamanda Xavi ve İniesta, bu oyunun önemli parçalarıydı. Xavi ve İniesta sonrası Barcelona kimlik karmaşası yaşamaya başladı. Bu şekilde bol pasa dayanan oyunu, Barcelona kökenli, Guardiola, önce Almanya’ya ardından İngiltere’ye taşıdı. Çalıştığı takımların ortak özellikleri ise hep en kaliteli oyunculardan kurulu olmalarıydı.

Bunların Galatasaray ile ne lakası var? Esasında bu bol pasa dayalı oyunun kökeni Barcelona. Ancak, aynı kalitede oyuncular olmadığında ( hoca takımına ya da kendisine güvenemediğinde) bu paslar, sonu olmayan yan ve geri paslara dönüşüyordu.

Direkt rakip kaleye gitmek yerine, yan pas- geri pas. Amaç, top bende kalırsa, kalemde tehlike yaşamam düşüncesi. Ancak, açığa vurulan düşünce belki de “Barcelona bile böyle oynuyor” ne var ki? şeklindedir. Oysa Barcelona’nın öyle oynamadığını söyledik. Barcelona, pasları, rakip kaleye gitmek ve rakip savunmada açık yaratmak için yapıyor (du). Yani Galatasaray’ın kendi sahasındaki yan ve geri paslarıyla hiç alakası yok.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.