Kemal Sunal Ölümünün 18. Yılında Anılıyor

Kemal Sunal ölümünün 18. yılında anılıyor. Türk Sinemasının efsane aktörü Kemal Sunal,  3 Temmuz 2000 tarihinde  Balalayka adlı filmin çekimleri için Trabzon’a giderken uçakta kalp krizi geçirerek vefat etmişti. Aradan geçen 18 yıla karşın hala her yaştan izleyici için en fazla tanınan aktörlerin başında geliyor. Kimileri için “İnek Şaban”, kimileri için “ Kibar Feyzo”  ama hemen herkes için efsane bir aktördü o. Kariyerinde toplam 82 filmde rol alan Kemal Sunal, filmlerinde ‘küçük adam’ dan yana oldu. İzleyicinin söylemek istediği şeyleri söyleyen kişi olması onu özel kılıyordu. Bu nedenle her dönem sessiz kalabalıkların sesi olmayı ve halktan karşılık görmeyi başarıyordu.

Kemal Sunal Ölümünün 18. Yılında Anılıyor

Kemal Sunal, tiyatrocu olmak istiyordu.Babası Mustafa Sunal’ın itirazını, felsefe öğretmeni Belkıs Bakır’ın desteğiyle kırmayı başardı. Belkıs Bakır onu, Kenter Tiyatrosuna götürdü ve Müşfik Kenter ile anlaştı. Sunal’ın yer aldığı ilk tiyatro oyunu Deli İbrahim’di. Bu oyunda diyalogu yoktu ve cellat yardımcısı rolüyle sahneye adımını atıyordu. Bundan sonra kısa sürecek Pendik Tiyatrosu’nda yer alan Kemal Sunal, Devakuşu Kabare’de  nihayet dikkat çekmeyi başarıyordu. “Dün Bugün Yarın” adlı oyunda emektar aktör Münir Özkul’un beğenisini kazanmayı başarıyordu. Özkul, oyun esnasında yanında oturan  yapımcı- yönetmen Ertem Eğilmez’e, “Bu çocukta iş var” diyerek usta yönetmene tavsiyede bulunuyordu.

Ertem Eğilmez, 1973 tarihli “Tatlı Dillim” adlı sinema filminin kadrosuna aldı. Bu tarihten sonra Kemal Sunal, kadrosuyla dikkat çeken  komedilerde yer almaya başladı. Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı filmler 70’li yılların sonlarında geniş kitleleri sinemayı çekmeyi başarıyordu. Kapıcılar Kralı (1976) , Çöpçüler Kralı (1978), Kibar Feyzo (1978) filmeri Türk Sineması için oldukça özel bir yer edinmiştir. Kapıcılar Kralı filmiyle 1977 Antalya Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görülmüştür.

 Kemal Sunal Kimdir?

 Kemal Sunal, 11 Kasım 1944 tarihinde  Malatya’da doğdu. Ailenin üç çocuğunun en büyüğüydü. Annesi ev hanımı, babası Mustafa Sunal,  işçiydi. Sunal, çocukluk yıllarını Küçükpazar’da geçirdi. Utangaç biri olan Sunal, bazen dış dünya ile bağını kesiyordu. İlkokula başladığı gün, okula annesi ile beraber gitti. Annesi o gün sınıftaki bütün çocukların ağladığını ancak Kemal Sunal’ın hiçbir şey söylemeden yanında durduğunu söyledi.

kemal-sunal-olumunun-18-yilinda-aniliyor

 

Ortaokul yıllarında da efendi ve utangaç bir insan olarak tanındı. Ortaokulu bitirdikten sonra Vefa Lisesi’ne yazıldı. Lisede, ortaokul yıllarının aksine neşeli biri olarak tanındı. Arkadaşları ile birlikte haylazlık yapmaktan çekinmedi. Yine de sınıf başkanı olduğu için sorumluluk alarak arkadaşlarına kıyasla daha sessiz kalmayı başardı.

82 filmde rol alıp, ünlü biri olduktan sonra da çekingenliğinden tam olarak kurtulamadığı görülüyordu. Komedi filmlerinde rol almış olması bir aktör olarak, kameraları her gördüğünde şaka yapması beklentisini boşa çıkarıyordu. O bir android değildi. Bir insan olarak sahnede- sette işini yaptıktan sonra kameralar önünde komiklik yapmak için kendisini zorlamıyordu. Bu çekingenliğini tam olarak atamaması kadar, elbette bilinçli bir tercihti.

Eğitim hayatı da şaka konusu oluyordu. Aslında bir Türkiye Gerçeğinden fazlası değildi. 12 Eylül öncesi yarım bıraktığı eğitim hayatını tamamlamaya karar verdi.  Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü’nden mezun olduğu tarih 1995’di. 51 yaşında üniversite diplomasını aldıktan sonra Yüksek Lisans yapmayı da ihmal etmedi.

Kemal Sunal, 2000 yılı 3 Temmuz günü, Balalayka adlı filmin çekimleri için Trabzon’a gideceği esnada geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti.

Kemal Sunal, İnek Şaban, olarak hatırlanır. Doğrudur ama eksiktir.

O aynı zamanda, birçok güzel insan, Şener Şen, Adile Naşit, Halit Akçatepe, Tarık Akan, Münir Özkul, Zeki Alasya ve Metin Akpınar gibi büyük oyuncuları hatırlatan bir değerdi. Aynı zamanda, Ertem Eğilmez, Atıf Yılmaz ve Zeki Ökten gibi önemli yönetmenlerin sinemamızda anıt değerindeki filmerinin en önemli dişlisiydi.

En zor koşullarda, ve koşulların el verdiği ölçüde (!) muhalefet yapmanın adıydı.

Küçük adamın hislerine tercümanlık eden bir aktördü, yoksa küfür etti, senaryo basit,vs. eleştirileri son derece yüzeyseldir. Mukayese ettiğiniz sinema Türk Sineması, olacaktır. Niteliğe buradan bakacaksınız. Jean-Luc Godard sineması üzerinden bakmak da bir tercihtir ama “ bu halk bir şey anlamaz” kolaycılığı son tahlilde sığınacağınız tek limandır…

İlgili Makale  Ünlü Sanatçıların Gizli Kalmış Resim Yetenekleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.