Kanal İstanbul Projesi Nedir?

kanal-istanbul-projesi-nedir

Kanal İstanbul Projesi Nedir? Cumhurbaşkanı, bir sabah kalkıp, “ Çılgın Projem” var demişti. Kanal İstanbul, o günlerden gündemdeki yerini koruyor. Alkışlamaya hazır olan kitle, projenin ne olduğunu anlamadan, büyük bir coşkuyla destek verdiler. Proje gerçekten ‘çılgın proje‘ idi. Kanal İstanbul projesi, aslında İstanbul’u ortadan ikiye bölme projesiydi. Bu sayede, gemiler, İstanbul Boğazı yerine, yeni yapılan kanala yönlendirilecek ve devletimiz gemilerden hatırı sayılır paralar kazanacaktı. Hükümeti destekleyen kitle buna hemen ikna oldu. Onlar zaten, Lozan Anlaşması’nın da 100 yıllık olduğunu, 2023’te başta Ortadoğu’daki petrol gelirleri olmak üzere, çok önemli avantajlar kazanacağımızı düşünüyorlar! Dolayısıyla, bu kitlenin gelen geçen gemilerden para toplayacağımıza, kolaylıkla inanması, kimseyi şaşırtmadı. Peki, uzun zamandır tartışılan, Kanal İstanbul projesi nedir, riskleri nelerdir? İstanbul’u ortadan ikiye bölmek kime ne fayda sağlar? Bunlara bakalım.

 

Kanal İstanbul Güzergahı

Kanal İstanbul Güzergahının neresi olduğu çokça merak ediliyor. Kanalın, Küçükçekmece-Sazlıdere-Durusu arasında yapılması planlanıyor. Kanalın başlangıç noktası, Karaburun olacak. Arnavutköy, Esenyurt, Başakşehir, Avcılar ilçelerinden geçip Küçükçekmece ile Marmara Denizine bağlanması planlanıyor. Kanal etrafında ise adeta yeni bir kent inşa edilecek. Bu ise söz konusu bölgenin bir rant alanı olmasını sağladı. Bu sebeple, Katar Emiri’nin annesi de bu bölgeden arazi satın aldı. Ancak, bunda yasal bir engel yoktu! Neyse biz Kanal İstanbul projesi nedir, konumuza devam edelim…

Arslan Bulut‘un yazısı ilginizi çekebilir.

 

kanal-istanbul-projesi-nedir

 

Kanal İstanbul Projesinin Maliyeti

 

Kanal İstanbul projesi nedir, ne değildir, merak edenler, bir şekilde, Kanal İstanbul maliyeti konusunu da merak ediyorlar.

50 milyon dolar için Tank Palet Fabrikasını, Katarlılara kiraya veren hükümet Kanal İstanbul’un 15 milyar dolar olan maliyetini nasıl karşılayacak? Yabancılara yaptırılsa, bir şekilde Montrö saf dışı bırakılsa bile, parayı alan, yabancılar olacak! Kaldı ki, Montrö Sözleşmesi’ni saf dışı bırakmak mümkün değil. Bunu da yazımızda bulacaksınız.

Kanal İstanbul Projesinin Amacı Nedir?

Kanal İstanbul Projesinin amacı, benim gözümde İstanbul’u ortadan ikiye bölerek, yeni rant alanları yaratmaktır. Peki, proje sahiplerine göre, Kanal İstanbul projesinin amacı nedir? Bilindiği gibi, İstanbul Boğazı, doğal olarak meydana gelmiş bir su yoludur. Karadeniz’den Akdeniz’e ya da Akdeniz’den Karadeniz’e geçişler, İstanbul Boğazı ile yapılıyor. Hükümet, gemilerin, Boğazda’ki yalılara çarpması ve bundan sonra da çarpma riskinin olmasını göstererek, Kanal İstanbul projesinin gerekçesini ortaya koyuyor. Büyük tonajlı gemilerin, boğazdan geçişlerinin son derece riskli olduğunu söylüyor. Risk teşkil eden gemilerin yeni yapılacak kanala yönlendirileceğini ve böylelikle riskin ortada kalkacağını iddia ediyor. Oysa ki, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi buna izin vermiyor.

Hükümet, “İstanbul Boğazı’ndan geçemezsiniz, Kanal İstanbul var oradan geçin ve bir de bir miktar para ödeyin” dediğinde bunun hiçbir bağlayıcılığı olmuyor. Montrö Boğazlar sözleşmesi ile İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı üzerinde Türkiye’nin egemenliği sağlandı. Montrö Sözleşmesi ile boğazlardan geçen tüm gemilere bazı kısıtlamalar getiriliyor fakat engellenmiyordu. Bununla birlikte, denetleme hakkı Türkiye’ye bırakılıyordu. Şimdi biz, İstanbul’u ortadan ikiye bölersek, Montrö Sözleşmesi’ni kendi lehimize çevirebiliyor muyuz?

Konu hakkında Rıza Türkmen’in detaylı makalesinden faydalanabilirsiniz.

 

Kanal İstanbul ve Montrö

Kanal İstanbul projesi nedir, kapsamı nedir, ne işe yarar konusu, en fazla 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi ekseninde tartışılıyor. Bu sebeple, Montrö Sözleşmesi’ne bakmadan konuyu anlamamız zor.

Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’da Kanal İstanbul ve Montrö hakkında çarpıcı tespitlerde bulundu. Başbuğ’un açıklamalarından öne çıkanlar:

 

  • Dış politikada yanlış bir adım atarsanız bunu düzeltemezsiniz
  • BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıslı Rumlar temsil ediyor şeklinde karar aldık. 1964’ten beri bunu düzeltemiyoruz
  • Kanal İstanbul Montrö Sözleşmesi dışında bir durum olur
  • Savaş ve Ticaret gemilerini Kanal İstanbul’a gönderme şansınız olmaz
  • 1921 Kiev Anlaşması ile yapay su yolları da boğazlarla aynı statüde ele alınır
  • Savaş gemileri için Süveyş Kanalı’nda bir engelleme yoktur
  • Kanal İstanbul yapılırsa, Montrö’nün 28. ve 29. maddesi devreye girebilir. 28. madde sözleşmenin tamamen ortadan kalkması, 29. madde ise, bazı hususların değiştirilmesi ile ilgili. Kanal İstanbul yapılırsa, koşullarda değişiklik meydana geliyor
  • Koşullar değişirse yani Kanal İstanbul yapılırsa, ilgili devletler, 28. Maddeyi devreye koyabilirler. Bu durumda Türkiye aleyhine bir anlaşma söz konusu olabilir

 

İlker Başbuğ bu noktada 1983 Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne atıfta bulunuyor. Emekli Genelkurmay Başkanı, “Montrö ile elde ettiğimiz haklarımızı, büyük mücadelelerle, 1983 Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne koydurduk”, diyor ve ekliyor, “ Çok büyük risk var”

Bunlara ek olarak, Kanal İstanbul askeri açıdan da oldukça riskli bir proje olarak görülüyor. Trakya’nın savunulması konusuna dikkat çeken İlker Başbuğ, Anadolu’dan gelecek desteğin, bölgeye nasıl ulaşacağını sordu. Zaten boğazlardan geçiş sorunu varken, bir de yapay bir boğaz yapılmasının, olası bir savunma durumunda bizi zor durumda bırakacağına dikkat çekti.

Konu hakkında bu makaleye de bakabilirsiniz.

Kanal İstanbul İçin Bilim Adamları Ne Diyor?

Bilimadamları Kanal İstanbul projesi için ne diyorlar, dilerseniz, projeye bir de çevre açısından bakalım.

Kimyager ve denizbilimci Prof. Cemal Saydam, Kanal İstanbul konusunda uyarıyor, “ Bu projeden vazgeçin, aksi halde, Marmara Denizi çürük yumurta gibi kokar” diyor.

Prof. Cemal Saydam Kanal İstanbul projesi ile alakalı olarak, detaylı ve faydalı ön bilgiler veriyor. Saydam,” Karadeniz tuzlu değil bol besin içeriyor. Akdeniz ise besin içermiyor ve tuzlu, Karadeniz 12 bin yaşında, Marmara Denizi ise sadece 3 bin yaşında” Saydam bilgi vermeye devam ediyor.

Akdeniz ve Karadeniz birleştiğinde, oksijen eksikliği çeken, Marmara Denizi doğuyor.  Marmara Denizi’nin üstündeki 25 metre Karadeniz, altı ise tuzlu Akdeniz, birbirlerine karışmadan, bir arada duruyorlar.

Alttaki tabaka, 7 yılda bir kendisini yeniliyor;  üstteki tabaka ise 3 ayda bir yeniliyor.

İstanbul Boğazı, Karadeniz’de açılmış tamamen doğal bir musluk ve ihtiyacı karşılıyor. Yapay bir musluk açıldığında ise, Karadeniz’in suyu daha hızlı bir şekilde Marmara Denizi’ne akacak ve orada var olan denge bozulacak.

Saydam, “ Marmara Denizi’nde oksijen bittikten sonra kanalı kapatsanız dahi fayda etmez, geri dönüşü olmaz” diyor.

Marmara Denizi oksijensiz kaldığı için, alt tabakanın hidrojen sülfür yoğunluğu hızlı bir şekilde artacak.  Cemal Saydam, bu sözlerin ardından çarpıcı bir ifade kullanıyor, “ 10 yıl sonra Marmara Denizi çürük yumurta gibi kokacak”

Saydam, zamanla Karadeniz’in de ekolojik yapısının bozulacağının altını çiziyor ve iktidara bu projeden vazgeçme çağrısında bulunuyor.

Kanal İstanbul projesi nedir, sorusu haklı olarak çok fazla soruluyor. İstanbul, hepimizin göz bebeği, geriye pek bir şey kalmadı ama en azından denizi koruyabilsek, o da bir şeydir. Bunlara ek olarak, Kanal İstanbul nedir, neye hizmet eder, şeklindeki araştırmalarda, karşımıza bir de İstanbul’daki deprem gerçeği çıkıyor. Hepsi bu da değil, küresel ısınma sebebiyle, su kıtlığı yaşayacağımız ortadayken, projeyle, su kaynaklarının çok büyük zarar görme riski de endişe yaratıyor.

1 Yorum

  1. Mustafa Yanıtla

    Kanal İstanbul projesi benim de pek aklıma yatmıyor. Yazınızdan çok istifade ettim. Teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.